Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Dershane Ankara

Başbakan Yıldırımdan İnce'ye Apolet Tepkisi!

Yıldırım, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin, İkinci Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel ile ilgili "Metin Temel Paşa'nın apoletlerini sökeceğim" sözlerine tepki gösterdi.
Bu haber 2018-06-04 13:24:07 eklenmiş ve 151 kez goruntulenmiştir.
ted_300_250
"Bir yandan ben cumhurbaşkanı olursam hakimler ayağa kalkmasın diyeceksin, sonra beğenmediğin durum olursa apoletlerini sökerim diyeceksin. Hitler’e özeniyor. Peşinen öyle herkesi asıp kesemezsiniz. 15 Temmuz’u yapanlar oldu, mahkeme söküyor apoletleri, biz sökmüyoruz."
 
 
"Bizim gündemimizde af yok"
Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin afla ilgili çıkışının sorulması üzerine, "Bizim gündemimizde af yok. Ben Sayın Bahçeli’yle bu ilk açıklamasından sonra konuştum. Kendisi hassasiyetlerini dile getirdi. Karar sizin tarzında bir ifadede bulundu. Biz de onun üzerine zaten görüşümüzü açıkladık ve gündemimizde af olmadığını ifade ettik." dedi. 
 
5.448.858 kişinin askerlikle ilişkisi devam ediyor
Başbakan Yıldırım, bedelli askerlikle ilgili soruyu ise bazı bilgileri paylaşmak istediğini belirterek, şöyle yanıtladı:
"Bazı bilgileri ben paylaşayım, ondan sonra ne yapacağımıza karar verelim. Bakın şu anda yoklamaya tabi olan, yani askerlik çağı gelmiş olanların sayısı 585.210, yoklama kaçağı 570.422, bakaya 56.947, firar 5772. Askerliğini ertelemiş olanlar 2.930.279, bu öğrencilik dışında erteleyenler. Bir de öğrencilik nedeniyle ertelemiş olanlar var. Onlar da 1.885.438. Silah altında bulunan er sayısı da 360.869. Ve 2019'da planlanan silah altına alınacak sayı 345.933. Toplam 5.448.858 kişi var askerlikle ilişkisi devam eden. Ancak biz önümüzdeki sene 345.933 kişi alabileceğiz. Bunu 345.933’e böldüğümüz zaman 15.7 yıl, yaklaşık 16 yıl sürüyor. Bunların yaşlarını dondursak bile 16 yıl boyunca askerlik bu vatandaşlarımızın önünde bir engel, sorun olarak devam edecek, gerçek bu. İhtiyacımız belli, 350 bin. Ama birikmiş 5,5 milyon vatandaş var, nasıl çözeceğiz?"
 
"Bugünkü gündemimiz değil"
Bedelli meselesinin nasıl çözüleceğine ilişkin ise Yıldırım, "Bir şekilde çözülmesi lazım. Tabii esas olan savunma gücümüzde bir zafiyet yaşanmaması. Eldeki rakamlar böyle bir zafiyetin olmadığını gösteriyor; bu bir. İkincisi; özellikle 15 Temmuz’dan sonra Silahlı Kuvvetler'de silah altında vatani hizmet gören askerlerden ziyade profesyonelliğe geçtik. Ve aldığımız önemli bir karar daha var değerli arkadaşlar. Operasyonlara, ön plana asla silah altındaki er-erbaşları göndermiyoruz. Arka planda lojistik destek veriyor. Bu insanlar ne yapacak? Hayatını planlayacak, geleceğini planlayacak. O bakımdan bunun siyasi istismar edilecek bir yanı yok, rakamlar ortada. Yani bir yandan operasyonlar yaparken, bir yandan terörle mücadele yaparken, bir yandan da askere alınmayı bekleyen binlerce insan var. 
 
Türkiye'nin gerçekleri budur. 5,5 milyon insanın sorununun farkındayız. Tüm hassasiyetler göz önüne alınarak sorunu nasıl çözeriz ileride değerlendirilir. Ama bugünkü gündemimiz değil." ifadelerini kullandı.

"AB ile ilişkilerimizde seçimden sonra yeni bir dönemin açılacağını öngörüyoruz"
Başbakan Binali Yıldırım, Avrupa Birliği ile ilişkilerde seçimden sonra yeni bir dönemin açılacağını öngördüklerini belirterek, "Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde seçimden sonra yeni bir dönemin açılacağını öngörüyoruz, ümit ediyoruz, alınan sinyaller bu doğrultuda." dedi.
 
Amerika'nın kendilerini düne göre daha iyi anladığını düşündüklerini ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:
"Hem Suriye YPG/PYD konusundaki tutum, Menbiç’ten PYD'nin, YPG'nin çıkarılması ve yerine Türkiye-Amerika birlikte orada güvenliği tesis etmeleri hususunda bir çalışma var. Verilen silahların kontrol altına alınması konusu var. Eskiden böyle bir süreç yoktu, müzakere dahi edilmiyordu, karşılıklı restleşmeler vardı. Ama şimdi konu en azından diplomatik düzeyde ele alınacak düzeye geldi, seviyeye geldi. Dolayısıyla Amerika ile birçok konuyu herhalde seçimden sonra ilişkilerimizi zehirleyen, olumsuz bir hava oluşturan, başta FETÖ konusu olmak üzere YPG/PYD konusu ve diğer savunma ihtiyaçlarının temini konusundaki anlaşmazlıklar kapsamlı bir şekilde ele alınacak ve ümit ediyorum ki Amerika bizi daha iyi anlayacak bir düzeye gelecek. Yani bizim bu konudaki tutumumuz çok açık ve nettir, doğrudur. Yani bölgede bize yönelik tehditler vardır, bir darbe teşebbüsü vardır, bu darbenin arkasındaki FETÖ, Amerika'dadır. Bütün bu gerçekler ortadayken Amerika'nın hala duyarsız davranmasını beklemiyoruz. İnşallah yeni dönemde burada da müspet adımlar atılacağını öngörüyoruz.
 
Şimdi ekonomiyle ilgili dış kaynaklı ve içeride de ekonomi üzerinden prim yapmaya çalışan, çalışma gayreti olduğunu görüyoruz; bunu ifade etmek isterim. Size bir örnek vereceğim; 1924’ten 2002’ye kadar geçen süre içerisinde ortalama her yıl Türkiye yüzde 4,7 büyümüş. Az büyümüş, çok büyümüş, ama ortalaması 4.7. 2003-2017’de ortalamamız 5.7, yani yüzde 1 puan var. Diyebilirsiniz ki, ya yüzde 1 puanla ne böbürleniyorsunuz, topu topu yüzde 1 puan artırmışsınız. Eğer 1924’ten bu güne 1 puan fazla büyüseydik, 5,7’yi Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar muhafaza etseydik, arkadaşlar Türkiye 2,6 kat daha büyüyecekti. Tercümesi ne? İlk yedinci ülke oluyor. Bir Amerika, iki Çin, üç Japonya, dört Almanya, beş İngiltere, altı Fransa, yedi Türkiye. İlk yedi içinde yerini alacak. Evet, 1 puanlık farkla, 2 trilyon 250 milyar dolarla bu hale gelecekti. Dolayısıyla yani buradan geleceğim sonuç ne? İstikrar. Güçlü iktidar, Türkiye’nin ihtiyacı olan güven ve istikrar arkadaşlar."
 
Güven ve istikrarın yakalandığı an neler yapabileceğinin ortada olduğunu ifade eden Yıldırım, "Biz ortalama 5,7 büyümeyi yaparken, demokrasimizi de en az 4 sefer müdahale oldu. Onlara rağmen bu büyümeyi yaptık. Yani ne olacak diyorsun, müdahale yaptılar. Müdahale olması üç ay önce, üç ay sonra, en az 6 ayımızı götürdü. Yılı yarım tamamlıyorsunuz. Tahribatı düzeltinceye kadar en seri şekilde 6 ayımız gidiyor. AK Parti iktidarında biz sadece cumhuriyet tarihinin en yüksek performansını ekonomide göstermedik, aynı zamanda gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı kapattık. Mesela, 2002'yi baz alırsak reel olarak, 2017’ye kadar 2,3 kat büyümüşüz. Dünyanın büyümesi ne? 1,7 kat. Avrupa Birliği büyümesi 1,2 kat. Yani kişi başı milli gelirde Avrupa Birliği ile aramızdaki farkı 33 puan kapattık. Üçte biri kadardı, şimdi üçte ikisi seviyesine çıktı. Bu performansımızla devam edersek, 13-14 yılda Avrupa Birliği’nin ortalamasını geçebiliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
 
"Bunlar en iyi kapatmayı, geriye gitmeyi biliyor"
CHP-Saadet Partisi-İyi Parti ittifakının yerli otomobili durduracağı, Kanal İstanbul'u iptal edeceği, TRT'nin satılacağı, TİKA'nın kapatılacağı vaadinde bulunduğu aktarılarak sorulan soruyu Yıldırım, şu şekilde yanıtladı:
 
"Bunlar en iyi kapatmayı, geriye gitmeyi biliyor. Dünyanın hiçbir yerinde devlet televizyonu olmayan ülke pek yok, her ülkenin bir tane devlet kanalı vardır, küçük de olsa mutlaka olmalı. TRT, birçok televizyon kanalı, internet sitesi var, onlardan bir tanesi haline geldi. Ama geçmiş yıllarda TRT belirleyici bir medya organıydı, her şey TRT’ye göre, kanunlar bile TRT’ye göre yazılıyordu. TRT kapatma işi duygusal. Yerli otomobile karşı çıkmanın akla ziyan bir iş olduğunu düşünüyorum. Türkiye otomotiv sektöründe 8 senedir şampiyon oluyor, ihracatta şampiyon oluyor. Yani müthiş bir istihdam alanı var. Türkiye'nin en büyük istihdam alanını otomobil sektörü sağlıyor. Dolayısıyla yerli otomobil yapmaya karşı çıkmak akla ziyan bir iştir. Çok ciddiyetsiz bir yaklaşımdır. Yani elektrik, sürücüsüz, akıllı otomobil sürüş sistemleriyle donatılmış otomobilimizi inşallah 2020'lerde trafiğe çıkarmış olacağız. Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Enerji bağımlısı bir ülkenin mutlaka özgün projesi olan ve bizim cari açığımızı azaltacak teknolojilere sahip yerli otomobile ihtiyacı var.
 
Evvelsi gün gazetelerde gözüme ilişti. Sayın Kılıçdaroğlu; 'Başbakan köprü yaptım, tünel yaptım, havaalanı yaptım, hızlı tren yaptım diye övünüyor, bu ne kadar komik bir şey diyor. Buzdolabı, çamaşır makinesi yaptık diye övünüyorlar. Bunlar 17. yüzyılın ürünleri diyor. Yani böylece tabii cahilliği de ortaya çıkmış oluyor. 17. yüzyılda daha elektrik falan yok. Buhar makinelerini geliştirme çalışmaları var 17. yüzyılda. Bir vatandaş 'Cumhurbaşkanımız Ay'a dört şeritli otoban yapacağız dese inanırım' diyor. Bu Cumhurbaşkanımıza güveni gösteriyor. Henüz Ay'a otoban yapamadık belki ama yaptığımız yollarda dünyanın etrafına bir tur attık, onu söyleyebilirim." 
 
"Kafa karıştırmaya yönelik değerlendirme"
Bir basın mensubunun CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce'nin, "Demirel’in yaptığı köprü bayramda ücretsiz, ancak işte AK Parti’nin yaptığı, Erdoğan’ın yaptığı köprü bayramda ücretli." şeklindeki ifadelerini hatırlatması üzerine Yıldırım, "Arkadaşlar, tabii Muharrem İnce fizik öğretmeni, ama konuşmalarıyla merkezkaç kuvvetin formülünden uzaklaşıyor yavaş yavaş. Kritik hızın üzerine çıkınca savrulma olur biliyorsunuz, şu anda savrulma fazına geçmiş durumda." ifadelerini kullandı.
 
15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin genel bütçeyle yapılan köprüler olduğunu hatırlatan Yıldırım, şöyle devam etti:
"Yani devletin kendi parasıyla vatandaşın vergisiyle yaptığı köprü bunlar. Yaparken de borç aldılar. Bu borcu öderken herkes katkı sağladı; yani geçen de katkı sağlıyor, geçmeyen de katkı sağlıyor. Evet, borç vergiyle ödeniyor ama Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü farklı. Bu yap-işlet-devret modeliyle yapılmış bir köprüdür. Maliyeti belli. Adama diyoruz ki 'biz size şu kadar trafik garantisi veriyoruz. Bu köprüyü yapacaksın, ne kadar sürede işletip bize teslim edeceksin?' Formül çok basit, rekabet, yarışma oldu, Şimdi bu adam bu parayı harcadı, işte birim geçiş ücreti şu kadar, çarpı şu kadar trafik. Eğer bizim garanti ettiğimiz sayıyı aşıyorsa problem yok, aşmıyorsa farkını biz veriyoruz, olay bu ama ne var? İşte geçen süreyi de düşünürsek, birisi 7-8 sene sonra, birisi de 16-17 sene sonra bize geri dönecek. Ondan sonra ister bedava yaparız, ister paralı yaparız. Yani şimdi bizim 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü o köprüye harcanan maliyeti karşılayacak ücretler mi uygulanıyor? Yok, sembolik ücretler uygulanıyor. Farkını nereden veriyoruz? Farkını aldığımız vergilerden veriyoruz. Öbüründe de kullanıcı ödüyor. Tamam, bayramlarda da bedava yapar, yapılabilir ama ne olacak bedava yapsan, biz vereceğiz. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü kullanan da kullanmayan da gören de görmeyen de ödemesini yapıyordu. Burada durum farklı. Hizmet alan ödeme yapıyor. O yüzden bu tamamen bir kafa karıştırmaya yönelik bir değerlendirme. Mugalata."
 
"Hitler'e özeniyor"
İnce'nin, Korgeneral İsmail Metin Temel'e ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine ise Yıldırım, şunları söyledi:
"Apolet meselesi çok önemli bir mesele. Bir yandan 'ben cumhurbaşkanı olursam hakimler ayağa kalkmasın' diyeceksin, sonra beğenmediğin durum olursa 'apoletlerini sökerim' diyeceksin. Hitler’e özeniyor. Buradan anlaşılan odur. Hukuk devletinde herkes hukuka saygı göstermek mecburiyetinde. İster cumhurbaşkanı olun, isterseniz başka bir sorumluluk sahibi olun, peşinen öyle herkesi asıp kesemezsiniz. 15 Temmuz’u yapanlar oldu, mahkeme söküyor apoletleri, biz sökmüyoruz. Millete silah doğrultan, insanları acımasızca katledenlerin apoletlerini millet adına bağımsız Türk yargısı söküyor. Cumhurbaşkanının talimatıyla sökülmüyor. Belli ki hukuk devletiyle ilgili kafasında bir karışıklık var Sayın İnce’nin."
 
Korgeneral Temel'in 15 Temmuz gecesi büyük bir kahramanlık yaptığını, kendisinin bizzat buna şahit olduğunu ifade eden Yıldırım, "Bu darbeye karşı çok büyük iş görmüştür. Kendisi bu darbenin bastırılmasının önemli aktörlerinden biridir, onu ifade etmekte yarar var. Afrin Operasyonunda da tartışılmaz bir başarısı var, Cerablus’ta da öyle, değerli bir komutandır. Değerli komutanlar kolay yetişmiyor. Onun için böyle sorumsuz beyanatlardan adayların kaçınmasında yarar görüyorum." değerlendirmesini yaptı.

"İlk turda bu iş bitecek inşallah"
Seçim sonuçları konusundaki soruya ise Yıldırım, "Seçime yönelik oran vermek, tahmin yapmanın seçmenin iradesine saygısızlık olduğunu düşünüyorum. Gerçek anket sandıktaki sonuçtur. AK Parti olarak, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ve genel seçimde biz gayet iyi görünüyoruz." dedi.
Yıldırım, seçimin ikinci tura kalma ihtimalinin olup olmadığının sorulması üzerine ise "İlk turda bu iş bitecek inşallah." cevabını verdi.
 
"Bizde tornistan olmaz"
Muhalefetin parlamenter sisteme dönüş vaatlerinin hatırlatılmasına ise Yıldırım, "Bizde tornistan olmaz, o kararı verdik. 16 Nisan’da verilen kararlar arkadaş, çok açık ve net. 94 yıllık Türkiye’deki yönetim sisteminin değişikliğidir. Bu seçimlerin en önemli özelliği, birçok yenilikler var, en önemli yenilik, sistem değişikliğidir. Parlamenter sistemden başkanlık sistemine gidiyoruz. Çift başlılığı ortadan kaldırıyoruz, yönetimde sadeleştirme yapıyoruz." diye konuştu.
 
"Ey Muharrem İnce, dağlar gibi vaatler veriyorsun, nasıl yapacaksın parlamenter sistemde?"
Bazı kişilerin "Recep Tayyip Erdoğan tamam da gerisi önemli değil" şeklinde düşündüğünü kaydeden Yıldırım, hükümetin partisinin Mecliste de güçlü olması gerektiğini ifade etti.
 
Yeni dönemde meclis ve hükümet arasındaki uzlaşma kültürünün çok daha etkin hale geleceğini ifade eden Yıldırım, "Bu sistemin getirdiği en önemli şey, bir güçlü iktidar, sürekli istikrar hükümet bakımından. Meclis bakımından da yasamanın güçlenmesi, artı yürütmeyle yasamanın uzlaşma kültürünü geliştirme mecburiyeti olması. Ancak vatandaş ayarı çok iyi yapıyor. Altın terazisi bile vatandaşın terazisini tutmuyor. Bu seçimde de inşallah istikrarın ve güvenin devamı yönünde vatandaşlarımız tercihini yapacaktır. Görüyorum ki muhalefet partileri 16 Nisan’ı hala zihinlerinde kabul etmemişler, içlerine sindirememişlerdir. Dolayısıyla bütün rakipler, 'parlamenter sisteme geçeceğiz' diyorlar. İyi, güzel de parlamenter sistemde cumhurbaşkanlığı makamı sembolik, icracı bir makam değil. Ey Muharrem İnce, dağlar gibi vaatler veriyorsun, nasıl yapacaksın parlamenter sistemde, böyle bir yetkin yok ki." diye konuştu.
 
"Sayın Kılıçdaroğlu, biz Meral Akşener’le beraber parlamenter sisteme dönüş çalışmalarına başladık diyor." ifadeleri üzerine Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İyi de irade kimde kardeşim onu bilelim, Kılıçdaroğlu’nda mı, İnce’de mi? Yani bu kararı, parlamenter sisteme geçiş kararını Meclis vermeyecek mi? Yani Muharrem İnce mi verecek bu kararı? Kararı Meclis verecek. Meclis kompozisyonu ortada değil, kimin ne aldığı ne verdiği belli değil. Ama vatandaşımızın kanaatinin bir yılda değiştiğini ben düşünmüyorum. Yani bu değişikliğe karar veren milletin tekrar geriye dönüş yönünde bir karar vereceği kanaatinde değilim. Cumhurbaşkanlığı başkanlık sistemi 24 Haziran seçimleri 16 Nisan kararının hayata geçirilmesinden ibarettir. Bu seçimlerde bu kararın gereğini yapacağız, Parlamento buna göre oluşacak. Mevcut değişiklik dahilinde bu kampanyayı sürdürüyorlar. İş başına gelince değiştireceklermiş. Bakalım vatandaş buna ne diyecek göreceğiz. Bizim düşüncemiz, bizim inancımız, vatandaşımızın böyle bir maceraya, geriye dönüşe izin vermeyeceği yönündedir. Biz buna inanıyoruz. Aksi halde tabii yapılanları bozma tehdidi, iptal etme tehdidi ve yapıcı bir dil kullanmak yerine yıkıcı bir yöntemi tercih etmenin bu ülkeye, bu millete hiçbir yararı yok. Bir intikam duygusuyla, rövanş duygusuyla hareket etmek Türkiye’ye zaman kaybettirir, başka bir işe yaramaz. Milletimiz bütün bunları izleyecek, kararını verecek. Verdiği karar ülkemiz için, milletimiz için en doğru karar olacaktır."
 
"Atatürk’ün partisinin düştüğü hallere bakın"
"HDP barajı geçiyor mu?" şeklindeki soruya "Bilemem" yanıtını veren Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:
"Çıkıp şunu diyemediler: 'PKK’yla bizim alakamız yok, kınıyoruz, lanetliyoruz, PKK bir terör örgütüdür'. Bu olmadığı sürece de benim Kürt kardeşimin temsil edemezler. Bu terör örgütü hem Kürtlerin, hem Türklerin, bütün bir milletin başının belası. Hiçbir zaman HDP, bölgedeki Kürt kardeşlerimizin yegane temsilcisi olamaz. Kürt, Türk, Çerkez, Laz… Milletin temsilcisi AK Partidir. Er ya da geç Kürt vatandaşlarımız HDP’nin, PKK’nın esiri olduğunu görecektir, buna yürekten inanıyorum. Tabii bugünlerde HDP sevenler çoğaldı. CHP başta olmak üzere HDP’yi barajı aştırmak için el altından çalışıyorlar. Bana seçmenlerden geliyor, CHP’li yöneticiler, teşkilat mensuplarına 'oylarınızın bir kısmını HDP’ye verin' diyorlarmış. 'HDP’nin barajı aşması lazım' diyorlarmış. Zaten Genel Başkanları Sayın Kılıçdaroğlu büyük iştiyakla 'HDP barajı aşmalıdır' diyor. Dolayısıyla onun gereğini alttan alta yapıyorlar. Atatürk’ün partisinin düştüğü hallere bakın kardeşim. Terör örgütünün destekçisi bir partiye örtülü bir şekilde destek vermek için seçmeni ne kadar zor duruma düşürüyorlar, yazıktır." 
 
KAYNAK: TRT HABER

ETİKETLER : Malatya Miting ince Temel Başbakan
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Mobilbahis - Asyabahis - Bets10 Adresi - bahis siteleri
CasinoMaxi
Diğer GÜNDEM haberleri
ted_300_250

Yazarlar

Magazin

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni stadyumun ismi sizce ne olmalı?
Şehid Yarbay Songül Yakut Stadyumu
Battalgazi Stadyumu
Turgut Özal Stadyumu
Kayısı Stadyumu
İnönü Stadyumu
© Copyright 2018 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Haber
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
Erken Seçim
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş