Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Malatya’da Darbe Girişimi İddianamesi Kabul Edildi

Orgeneral Huduti ve 76 şüpheliye 3’erkez ağırlaştırılmış müebbet isteniyor
Bu haber 2017-01-02 15:14:39 eklenmiş ve 618 kez görüntülenmiştir.
İddianamede; “Malatya 2. Ordu Komutanlığı ve bağlı birlikler ile 7. Ana Jet Üs Komutanlığı darbeye teşebbüs suçunda aktif rol oynadı”  görüşü yansıtıldı.
Savcılık iddianamesinde, “Türk Kurtuluş savaşında emsali görülebilmiş bir mücadeleyle” darbe girişiminin püskürtüldüğü kaydedildi.
İddianamede, Eski Oreneral Adem Huduti, darbe girişiminin başarısız olmasının ardından taraf değiştirdiği ve darbe karşıtı rol üstlendiği ileri sürülüyor
2. Ordu eski Komutanlığı Harekat Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Ersin Yıldırım ve 3 albayda  Bylock çıktı
 
Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 15 Temmuz’daki darbe girişimine Malatya’dan destek veren 2. Ordu Komutanlığı ve 7. Ana Jet Üssü’ndeki darbe girişimine ilişkin iddianamesi Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.
 
1 numaralı şüphelisi 2. Ordu eski komutanı Huduti olan 6’sı general 76 şüphelinin yeraldığı Darbe Girişimi Malatya Davası için Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianame 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
 
 
Malatya Cumhuriyet Başsavcısı Ergül Yılmaz ve Malatya Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Badem  tarafından hazırlanan 166 sayfalık iddianamede 2. Ordu’nun eski komutanı Orgeneral Adem Huduti’nin  (65) 1 numaralı şüpheli, 2. Ordu eski Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni Angun ikinci şüpheli,  2. Ordu eski İdari Kurmay Yarbaşkanı Mustafa Serdar Sevgili üçüncü şüpheli,  2. Ordu eski Harekat Destek Yarbaşkanı Tuğgeneral Zeki Karataş dördüncü şüpheli,  2. Ordu eski Komutanlığı Harekat Kurmay Yarbaşkanı  Tuğgeneral Ersin Yıldırım beşinci şüpheli,  7. Ana Jet Üssü’nün eski Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık altıncı şüpheli olarak yer aldı. İddianamede 6’sı general olmak üzere büyük çoğunluğu subay olan 76 şüpheli yer alıyor.
 
Şüpheliler; Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve Bu Suçun Beraberinde Başka Suç İşleme,  Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme ve Bu Suçun Beraberinde Başka Suç İşleme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma iddialarıyla suçlanıyorlar. Şüpheliler hakkında 3’erkez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile 10’ar yıl hapis cezası talep ediliyor.
 
İddianamede hukuki değerlendirme bölümünde şu ifadeler yer aldı: 15 Temmuz gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, askeri hiyerarşi dışında, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak tanımlayan, örgüt üyesi "üniformalı teröristler" tarafından Anayasayı askıya alarak, seçilmiş Cumhurbaşkanını görevden almak, Meclis ve Hükümeti ortadan kaldırmak amacıyla demokrasiye karşı silahlı darbe teşebbüsünde bulundukları, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin resmî internet sitesi ve askerler tarafından işgal edilen TRT'de zorla yayınlattırılan bildiride ordunun yönetime el koyduğu ifade edilerek, Türkiye'de sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinin açıklandığı, olay gecesi, İstanbul'daki Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün askerler tarafından kapatıldığı, ayrıca İstanbul Atatürk Havalimanının da işgal edildiği, Teşebbüs sırasında TBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanlığı, MİT yerleşkelerinin de aralarında bulunduğu birçok yere uçak ve helikopterlerin de kullanıldığı bombalı ve silâhlı saldırılar yapıldığı, Cumhurbaşkanı'na yönelik suikast girişiminde bulunulduğu, Başbakan'ın aracının bulunduğu konvoya silâhla ateş edildiği, Genelkurmay Başkanı'nın da aralarında bulunduğu birçok üst düzey askerî yetkilinin rehin alındığı anlaşılmıştır. Çok sayıda kamu kurumunun silâh zoruyla işgal edildiği Boğaz köprülerinin teröristlerin idaresindeki tanklar marifetiyle ulaşıma kapatıldığı, 
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde halkın iradesinin tecelli ettiği, demokrasinin yansıması olan halkın temsilcilerinin bulunduğu Meclisin ilk kez bombalandığı, bu bombalamanın düşman Devlet uçaklarından değil; kendi ordumuzun içerisinde yer alan bir grup terörist tarafından yapıldığı, 
Yapılan saldırılar neticesinde 63 Polis, 4 Asker ve 181 Sivil vatandaşımızın öldüğü, 2193 kişinin ise yaralandığı, bir çok kamu binasının bombalamalar nedeniyle kullanılamaz hale geldiği,
Sayın Cumhurbaşkanın cep telefonundan televizyonda canlı yayın ile gerçekleştirdiği konuşmada darbecilere hiçbir şekilde imkân tanınmayacağını ifade ederek halkı darbeye tepki göstermek için sokağa çıkmaya davet ettiği, bu çağrının ardından, Türkiye'nin birçok ilinde darbe karşıtı protesto gösterileri düzenlendiği, gösterileri bastırmak için askerlerce sivil halka ateş açıldığı, Türk Milleti elinde hiç bir silâh olmadan sadece bayraklarıyla toplara, tüfeklere, uçaklara karşı demokratik değerlerini savunarak tankların üzerine çıktığı, kurşunlara kendini siper ettiği, Türk Milletinin o gece hangi siyasî partiden olursa olsun, hiç bir dünya görüşü ayrımı gözetmeksizin bir bütün halinde darbeye karşı direndiği, Türk Milletinin bunun sadece iktidar partisine yönelik bir darbe girişiminin olmadığının farkında olduğu, bu nedenle muhalefet partilerinin taraftarları da bu meseleye sonuna kadar sahip çıktığı, kendi uçaklarından üzerlerine bombalar atıldığı bir ortamda tüm partilerin milletvekillerinin aynı yönde hareket ederek darbeye karşı direndikleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinde darbeye karşı hazırlanan bildirinin altına siyasi partilerin  imza attığı anlaşılmıştır.
Darbe teşebbüsüne karşı gösterilen direniş sürecinde 248 kişinin şehit olduğu, 2193 vatandaşımızın yaralandığı, 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde yer alan sorumluların ortaya çıkarılıp, adalet önünde hesap verilebilmesi için tüm illerdeki Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından darbe gecesi gözaltı talimatları, arama el koyma işlemleri gerçekleştirildiği, soruşturmalar kapsamında başta örgüt lideri Fethullah Gülen olmak üzere ülke dışında bulunan örgüt mensuplarının iadeleri için gerekli işlemlerin başlatıldığı,
Darbe teşebbüsüne ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt üyesi bir kısım asker ve kamu görevlilerinin ifadelerinden; darbe teşebbüsünün anılan Terör Örgütünün Lideri şüpheli Fethullah Gülen'in bilgisi ve talimatı ile yapıldığı ve sivillerin katledilmesi ile meydana gelen bunca zarardan adı geçenin başında olduğu terör örgütünün sorumlu olduğunun anlaşıldığı, bununla birlikte, yürütülen soruşturmaların devam etmesi nedeniyle, her geçen gün örgüt bağlantısını tüm yönleriyle ortaya koyan yeni delillere ulaşıldığı, süreç içerisinde Milli Güvenlik Kurulu tarafından örgütün Milli Güvenliği tehdit ettiğine, bir terör örgütü olduğuna ve diğer terör örgütleri ile işbirliği yaptığına dair kararlar verildiği, bu bağlamda ilk kararı 26/02/2014 tarihli toplantıda verildiği, bu tarihten itibaren MGK toplantılarda düzenli olarak örgüte ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı, kararların alındığı, 30/12/2014  tarihli toplantı sonrasında  yapılan açıklamada Paralel Devlet Yapılanması vurgusu yapıldığı, 15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesi yapılan 26/05/2016 tarihli MGK toplantısında da Milli Güvenliği tehdit eden Paralel Devlet Yapılanması bir terör örgütü olarak kabul edildiği anlaşılmış olup, Bu Bağlamda; Yukarıda izahına çalışılan İddianame içeriğinde; Malatya 2. Ordu Komutanlığı ve bağlı birlikler ile 7. Ana Jet Üs Komutanlığında 15 Temmuz 2016 tarihinde darbeye teşebbüs suçuna  iştirak eden, aktif rol oynayan şüphelilerin Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek, Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme,  FETÖ/PDY Terör örgütü üyesi olma, Kamu Malına Zarar Verme ve Sivil Vatandaşların Malına Zarar Verme suçlarını işledikleri anlaşılmıştır.”
 
İddianamenin girişinde; “Mülkiye, adliye, emniyet, eğitim ve ordu içerisindeki kadrolaşmasını tamamladıktan sonra Anayasal düzeni yıkarak rejimi değiştirmek için artık zamanın geldiğini düşünen FETÖ/PDY'nin, 15/07/2016 günü Cumhuriyet tarihinin en kanlı darbe girişimine imza atması, büyük bir duyarlılık göstererek rejimi korumak ve demokrasiye sahip çıkmak adına canları pahasına sokağa dökülen halkın, mermi sağanağına, üzerlerine sürülen tank ve askeri araçlara, jetlerden atılan bombalar ile helikopterlerden açılan ateşe göğsünü siper ederek, Türk Kurtuluş savaşında emsali görülebilmiş bir mücadeleyle rejime kasteden saldırıyı püskürtmeleri sonrasında, devletin kılcal damarlarına sızan, örgütün nihai hedefi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve kurumlarını ele geçirmek için devlete ve kendinden olmayan herkese karşı ne zaman ve ne şekilde saldırı yapacakları belirsiz olan, hukuku silah olarak kullanmaktan çekinmeyen ihanet çetesi mensuplarının hukuk dışı iş ve eylemlerine son vermek adına bazı tedbirler alınması zorunlu hale gelmiştir.” İfadeleri de kaydedildi.
 
DARBE GİRİŞİMİNİN BAŞARISIZ OLMASINDAN SONRA AÇIKLAMA YAPTI…
İddianamede Eski Orgeneral Adem Huduti’nin darbe girişiminin başarısız olmasından sonra darbe karşıtı görünmeye çalıştığı da  belirtilerek şu görüşlere yer verildi; “Darbe girişiminin hemen akabinde 1. ve 3. Ordu Komutanları ile bir kısım Kolordu Komutanlarının bu darbe girişimine karşı milletin ve devletin yanında oldukları yönündeki basın açıklamalarının televizyonda yayınlanması, Başbakan ve Cumhurbaşkanının, bu girişimin bir darbe olduğunu basın yoluyla canlı yayında milletle paylaşmasına rağmen, gecenin ilerleyen saatlerine kadar şüphelinin herhangi bir açıklamada bulunmadığı, birçok kişi ile telefon ile görüşme yaptığını söylemesine rağmen  İl Valisi ile temas kurmadığı, ancak saat 02:00 sularında Malatya Valisi ile telefonla temas kurduğu, bu görüşmede Malatya Valisinin 2. Ordu'da herhangi bir hareketlilik olmadığına ve sıkıntı yaşanmadığına dair kendisinden açıklama yapmasını istemesine rağmen, bu açıklamayı ancak darbe girişiminin başarısız olduğunun anlaşılmasından sonra,  farklı bir pozisyon çizerek, sanki darbe karşıtıymış ve darbeciler tarafından enterne edilmiş gibi bir rol sergilediği istenilen içerikteki mesajı 16/07/2016 tarihinde saat 03:06'te geçtiği…”
 
ADEM HUDUTİ “NE YAPTINIZ ÇOCUKLAR, BENİ DE YAKTINIZ” DEMİŞ
İddianamede Eski Orgeneral Adem Huduti ile ilgili olarak şu bilgilerde yer aldı; “Şüpheli Adem Huduti'nin tutuklandıktan sonra, diğer şüpheliler Avni Angun ve Emin Ayık ile birlikte Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan, Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna 23/07/2016 tarihinde sevki sırasında Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu girişinde Mahkum Kabul bölümünde ilk kez karşılaştıkları, şüphelilerin kişisel malzemelerinin bulunduğu yere gittikleri sırada Adem Huduti'nin daha önceden görüşmediği ve araçtan indirildiği yerde gördüğü şüpheliler Avni Angun ve Emin Ayık'a "ne yaptınız çocuklar, beni de yaktınız" şeklinde beyanda bulunduğu, 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın da "olmadı işte komutanım başaramadık" şeklinde karşılık verdiği, Avni Angun'un da "biz ve sizi" şeklinde söylemde bulunduğu,  şüphelilerin sevkine refakat eden Jandarma görevlileri İdris Mahti, Savaş Kocahan, Ramazan Portakal'ın beyanları ile 23/07/2016 tarihli Tutanaktan anlaşılmıştır.”
 
HUDUTİ’NİN DEPOSUNDA ÇIKAN KİTAPLAR
İddianamede şu bilgilerde yer aldı; “Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığı 4. Ana Bakım Merkezi Komutanlığı Selahattin Gökkartal Kışlasında bulunan Adem Huduti'ye ait depoda yapılan aramada; kaset, CD/DVD, kamera cihazı, video kaseti ve Kanla Abdest Alanlar, Yeşil Kardinal, Cemaatin Copları, Mösyö, Okyanus Ötesindeki Vaiz, Sırlar, İmaj ve Hakikat, Bal Tuzağı isimli kitapların ele geçirildiği anlaşılmıştır.”
 
TUĞGENERAL VE 3 ALBAYDA DE BYLOCK TESPİTİ
2. Ordu eski Komutanlığı Harekat Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Ersin Yıldırım, 2. Ordu Komutanlığı Plan Hareket Şube eski Müdürü Albay Bahadır Erdemli,  2. Ordu Komutanlığı Harekat Başkanı olarak görev yapan Albay Erkan Varol,  Kara Havacılık Alay Eski Komutanı Albay Mustafa Özkan ve Malatya Kara Havacılık Alay Komutanlığında Kara Pilot Teğmen Mustafa Sinan Soybaş’ın örgütün kendi aralarında iletişimi sağlamak amacıyla telefonlarına kurduğu kriptolu iletişim programı ''Bylock''u kullandığı belirtildi.
 
 
HABER: BURHAN KARADUMAN-FERDİ DURDU/YENİ MALATYA GAZETESİ-ERTV


ETİKETLER : malatya asayiş gündem FETÖ PDY 15 Temmuz 2. ordu orgeneral adem huduti
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer ASAYİŞ haberleri

Yazarlar

Magazin

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
En Çok Hangi Tür TV Programı İzliyorsunuz?
Eğlence - Yarışma
Spor
Belgesel
Haber
Magazin
Dizi
Film
Müzik Programı

© Copyright 2017 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Haber
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
Erken Seçim
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş