Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

"Yeni Bir Marka Oluşturduk"

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, 15 Temmuz’un Türkiye’nin markası olduğunu ifade etti.
Bu haber 2016-11-03 15:11:39 eklenmiş ve 148 kez görüntülenmiştir.
Malatya İnönü Üniversitesi’nin 2016-2017 Akademik Yılı Açılış Töreni, Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Akademik yılı açılış törenine; Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Vali Mustafa Toprak, AK Parti Malatya Milletvekili Taha Özhan, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır ve İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay’ın yanı sıra siyasi partilerin temsilcileri, askeri ve mülki erkan, akademisyen ile öğrenciler katıldı.
 
“GENÇLERİMİZ MİLLİ İRADEYE SAHİP ÇIKTI”
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, törende akademisyen ve öğrencilere konuşma yaptı. Bakan Tüfenkci, 15 Temmuz’da gençlerin milli iradeye sahip çıktıklarını ifade ederek, “15 Temmuz’da Türkiye bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Maalesef burada çok acı tecrübeler, travmalar yaşadık. Bütün renkler bir araya gelerek, milletimiz bir destan yazdı. Bu destanın en önemli yerinde de bence o akşam gençler vardı. Gençlerimiz hem milli iradeye sahip çıktılar hem demokrasiye sahip çıktılar daha sonrada milletle beraber ekonomiye sahip çıktılar. 15 Temmuz’da düşünmeyen, kendine aklına sahip olmayan, kendi iradesine sahip çıkamayanların başkalarına nasıl maşa olduklarını, bir gecede nasıl teröristlere dönüştüklerini, kendi ülkelerine ihanet ettiklerine gördük. Hepimiz için çok acı bir tecrübeydi. Bu tecrübe sizin için çok önemli, çok genç yaşta tarihe tanıklık ediyorsunuz.
Bugünleri iyi sorgulayın, geleceğe kendinize dersler çıkarın. Dikkatli olun, kendiniz olun, inandıklarınız sağlam olsun. İdealleriniz olsun, hem kendiniz hem ülkemiz için” diye konuştu.
 
“YENİ BİR MARKA OLUŞTURDUK”
15 Temmuz’un Türkiye için bir marka olduğunu kaydeden Tüfenkci, şunları söyledi: “Her fırsatta markalaşmanın önemli olduğunu ifade ediyoruz. Sanayiden, bilimden, üretimden bahsederken markalaşmanın önemli olduğunu söylüyoruz. İnsanların kendileri de markalaşabilir, ürettikleri de markalaşabilir. Esasında her markanın da bir hikâyesi vardır. Her markanın bir hikâyeyle, bir kültürle oluştuğunu görüyoruz. 15 Temmuz’da Türkiye’nin markası oldu. Türk insanının markası oldu. Yeni bir marka oluşturduk. Sivil direniş nedir dosta, düşmana gösterdik. O gün o akşam hiçbir sivil direnişçiden, sokağa çıkan hiçbir Türk vatandaşından o darbeyi yapanlara karşı bir tek kurşun atılmadı. Ne yaptılar? Sokağa çıktılar, caddeye çıktılar, göğüslerini kurşunlara, tanklara, toplara karşı siper ettiler. Yine baktığımızda o gece milyonlar sokakta olmasına rağmen, sokakta, caddede güvenlik güçleri olmamasına rağmen hiçbir yağma yaşanmadı. Gerçekten bu önemliydi. O gün sokaklarda sarhoşu da vardı, belki tinercisi de vardı, hırsızı da vardı, farklı kesimden herkes vardı. Ama kimse ‘ben şu vitrini yağmalayayım, bu fırsatı değerlendirip şu dükkânı yakıp, vitrini boşaltalım’ diye akıllarından geçmedi. Herkes darbecilere karşı, tanka, topa karşı göğsünü siper etti. İşte onun için diyoruz ki gerçekten 15 Temmuz Türkiye’nin markasıdır. Sivil direnişin markasıdır. Dünya mazlumlarına örneklik teşkil etmektedir. Bu markayı korumamız, unutmamamız, unutturmamamız ve her daim o tarihten bir ders çıkarmamız lazım. Gençler, bilim insanları ve toplum olarak ders çıkarmamız lazım. Ondan sonra oluşan iklimin, o gece ki ikliminde kıymetini bilmek gerekir.”
 
“KLASİK FİZİK BİLGİLERİMİZ DAHİ HER AN DEĞİŞİYOR”
Konuşmasında bilginin önemine dikkat çeken Tüfenkci, “Çağımızın temel özelliği bilgi ve enformasyonun sınır tanımayan niteliğiyle yayılma hızıdır. Bu nedenle yaşadığımız günleri tanımlamak amacıyla kullanılan Bilgi Çağı kavramı, bilim ve teknolojinin meydana getirdiği büyük gelişmenin sembolik bir ifadesidir. Klasik fizik bilgilerimiz dahi her an değişiyor. Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi atomaltı parçacıklarının ışıktan daha hızlı hareket ettiğini öne sürdü. Oysa yakın zamana kadar ışıktan daha hızlı hareket eden hiçbir şey olmadığı düşünülüyordu. Kuantum mekaniği tüm klasik mekanik bilgilerini alt üst etti. Kuantum ile ışığın varsayıldığı gibi düz bir çizgi halinde hareket etmediği parçacıklı bir yapısı olduğu anlaşıldı. Bu yapının gözlem yaptığınızda her şeyi değiştirdiği ve sonsuz bir olasılıklar zinciriyle karşı karşıya olduğumuzu ortaya çıkardı. Üniversiteler bu bilimsel değişimin ve ilerlemelerin öncüsüdür. Dünyadaki bu değişimi dönüşümü üniversitelerimiz iyi takip etmelidir. Çünkü üniversiteler; dünyanın hemen her ülkesinde toplumsal ilerlemenin lokomotifi, toplumların beyni, kalkınmanın itici gücüdür. 21. yüzyılın eğitiminin iki önemli özelliği vardır: Hayat boyu öğrenme ve bilgi toplumu olmak. Bilgi toplumu, maldan çok bilgi üreten bir toplumdur. Bilgi toplumuna geçişte stratejik kaynak sermaye değil, bilgidir. Biz de ülke olarak sadece teknolojiyi kullanmakla yetinemeyiz, Türkiye teknolojiyi üreten bir ülke olmalıdır. İşte bu noktada Üniversitelerimizin asli vazifesi bilgiyi üretmektir. Üniversitelerimiz; dünya standartlarında bilgi üretmeye, dünyada ses getirmeye başlayınca, Türkiye çok daha güçlü bir ülke haline gelecektir” ifadelerini kullandı.
 
“ÜNİVERSİTELER, İLERLEMENİN VE KALKINMANIN DA ANAHTARIDIR”
Bakan Tüfenkci, üniversitelerin bilim merkezleri olmalarının yanı sıra bölgesel ilerlemenin ve kalkınmanın da anahtarı olduğunu kaydederek, şunları belirtti: “Üniversitelerimiz bulundukları bölgenin özelliklerine ve ihtiyaçlarına yönelik olarak uzmanlaşması, bilgi ve teknoloji üretmesi hem üniversiteyi hem bölgeyi, hem de ülkemizi güçlendirecektir. Malatyalı bir devlet adamı olarak Üniversitemizin çalışmalarını yakından takip ediyorum. Üniversite-sanayi işbirliği hem üniversiteler hem de iktisadi hayat için önemlidir. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası ile İnönü Üniversitemizin Malatya Teknokent’te birlikte çalışmalarının şehrimiz ve ülkemiz açısından önemli bir katma değer oluşturacağına inanıyorum. Üniversitemizin Malatya Teknokent’i bir yıldız haline dönüştürmek gibi bir hedefi var. Biz de üniversitemizin AR-GE çalışmalarına hız kazandırmak için elimizden gelen her desteği vermeye hazırız. Üniversitemiz, eğitim-öğretimin yanı sıra sağlık hizmetleri aracılığıyla da bölgemize ve ülkemize önemli katkılar sunmaktadır. Ar-Ge çalışmalarına ve teknokente üniversitemizin, bu denli önem vermesi de takdire şayandır. Çünkü ülkemizin geleceği Ar-Ge ile bilimsel çalışmalarla yükselecektir. Bilimsel çalışmalar yaparken Tarihe bakmak tarihi iyi okumak geleceğe yön vermek için önemlidir. Cumhuriyetin kuruluşunun hemen ardından, Gazi Mustafa Kemal’in talimatı ve desteğiyle başlatılan sanayi hamlesi, maalesef, 1940’lı yıllardan itibaren akamete uğradı. Kurduğumuz uçak fabrikalarını, geliştirdiğimiz otomobilleri, faaliyete geçirdiğimiz motor fabrikalarını birer birer kapattık. 1926 yılında kurduğumuz Tayyare ve Motor Türk şirketi, 1939 yılına kadar tam 112 uçak üretti. O dönemin şartlarında bu, gerçekten muazzam bir başarıdır.
Ama maalesef kapısına 1939 yılında kilit vuruldu. Rahmetle andığımız Nuri Demirağ’ın 1936’da başlattığı kendi uçağımızı yapma girişimi de, 1943’te aynı akıbete uğradı. Şayet bu hamle desteklenip devam ettirilebilmiş olsaydı, hiç şüphesiz, bugün Türkiye dünyanın en önemli uçak üreticilerinden biri olurdu. Malatya’nın yetiştirdiği büyük insanlardan biri olan Rahmetli Turgut Özal ufku geniş bir insandı. Bu nedenle Türkiye siyasetinde etkisi büyük oldu. Biz, bize yetmediğimiz durumda bağımsız bir Türkiye’den bahsedemeyiz. Bunun adımlarını atmak durumdayız. Dünya’nın diğer ucundaki bir insan yapıyorsa biz de yapabiliriz, yapmamak için hiçbir sebep yok. Hiçbir şeyi gözümüzde büyütmeyelim.”
 
“AR-GE MARKALAŞMANIN İLK AYAĞIDIR”
Ar-ge çalışmalarına büyük önem verdiklerine değinen Tüfenkci, “Bilimin kalkınmaya aktarılma çabaları olması lazım. Ar-ge’ye gereken önemi vermeden kalkınmak, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak mümkün değildir. Hükümet olarak büyük atılımların öncüsü olacak bir perspektifle hazırladığımız AR-GE Reform Paketi kamu – özel sektör – üniversite işbirliğini güçlendirme odaklıdır.
2002 yılında yüzde 0,53 düzeyinde olan AR-GE harcamalarının toplam gelirimiz içerisindeki payını yüzde 100 artırdık. Bu oranları daha da yukarılara çekmek arzusundayız. 10. Kalkınma Planı çerçevesinde 2018 yılında bu oranı yüzde 1,8’e çıkarmayı hedeflemekteyiz. 2023’te bu oranın yüzde 3’e kadar yükselmesi için çalışmalarımız devam etmektedir. Ar-ge harcamalarının artırılması kadar bu alanda üniversite-özel sektör işbirliği de büyük önem arz etmektedir. Ar-ge Harcamalarının Geliştirilmesi için Çalışmalarımızı Devam Ediyor Bu bağlamda, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Ar-ge faaliyetlerinin yanı sıra tasarım faaliyetlerini de desteklemekteyiz. Şunu da unutmuyoruz: İlim insanlara hizmet etmelidir. Ar-ge, inovasyon insanların refahına katkı sağlamalı, doğayı ve barışı korumalı. Daha iyi öldüren silahlar yapmak, inovasyon değildir. Marka olmak için de önce inovasyon yani yenilikçi düşünce gerekir. Bu yüzden önce düşünmeyi, analitik düşünmeyi öğrenmelisiniz.
Bunu da ancak bu yıllarda bu salonlarda yapabilirsiniz. Üniversitemizin Çok Kıymetli Öğretim Üyeleri,
Gençlerimizi, Bilimi ve teknolojiyi kullanan; Demokrasiyi özümsemiş, insan haklarına saygılı, erdemli;
Sorunlara neden-sonuç ilişkisi içinde çözüm üretebilen, araştıran, sorgulayan; Etik ve milli değerlere bağlı bireyler olarak geleceğe hazırlamak; en temel önceliğimiz olmalıdır. Bilmekle fark etmek arasında ince bir çizgi vardır. Bilmek sadece bilmektir. Fark etmek ise anlamak, bildiklerini anlamlandırmaktır. İnsan farkındalığın önemini anladıkça bilgiyi nasıl kullanabileceğini de anlıyor.
Bildiğini fark etmeyen insan o bilgiyi kullanamaz. Fark etmediğimiz bilgi aslında bizim değildir.
Farkında olan kişi hem kendi hayatına, hem de çevresine fark katar. Kariyer için çok çalışmak ve doğru işler yapmak yeterli değil. Başarının yolu kendinizi bir marka olarak görüp, kendinizle ilgili algıları yönetmekten geçiyor. Bugün “marka” artık sadece şirketler, ünlüler ya da astronomik ücretli sporcularla anılan bir kavram değil. Her kişinin markalaşmaya ihtiyacı var. Kişisel markanızı oluşturmak ise farklılaşmakla, işinize veya konumunuza değer katmakla ve insanların sizi nasıl algılayacağını yönetmekle mümkün. Başarılı olmak için kendinizi bir öğrenci, bir akademisyen veya bir çalışan olarak değil, bir marka olarak görmelisiniz. Markalaşma yolunda en önemli adımınız üniversite eğitimidir. Markalaşma, yeni şeyleri araştırmak konusunda meraklı kılar, farkındalığınızı artırır ve yeni vizyon kazandırır. Sizi geçmişinizin kıskacından kurtarıp önünüze bakmanızı sağlar. Hayat yolculuğunda belirgin, ulaşılabilir hedefleriniz olmalı. Şayet yoksa vardığımız noktaya sadece katlanmak zorunda kalabiliriz. Markalaşma bir ”şey”den, bir değer oluşturmaktır. En iyi kişisel markalar, kendileri olmayı başaran insanlar tarafından oluşturulmuştur. Kendin olmak kendi farkındalığını bilmek, hayatı doğru okumak. Yükseköğretim görmenin önemli avantajlarından biri de; farklı ilgilere, becerilere, görüş ve inançlara sahip insanlarla bir araya gelme imkânı vermesidir. Böylece insanın kendi ufkunu genişletmesi, yeni sentez ve yorumlara gitmesi mümkün olur. “Kuyunun dibinde yaşayan bir kurbağa asla gökyüzünün sınırsızlığını anlayamaz.” Suyun sabrının mermeri erittiğini de gözden ırak etmemek gerekir. Şimdi hedeflerimizi saptayıp, bunlara varmak için çalışmaya hazır mıyız? Yoksa kendimizi, “sıkıntı içinde saate bakıp söylenirken mi” bulacağız? Üzerine düşeni yapmayanların, hayatlarının değişmesini beklemeye hakkı yoktur. Bu ülkenin geleceğinde söz sahibi kişiler olarak kendinizi iyi hazırlayınız. Çok önemli bir kültür ve medeniyet şehrinde, ülkemizin seçkin bir eğitim kurumunda bulunuyorsunuz. Bundan sonra üniversitemizin başarısının yükselmesi ve şehrimizin adının daha da yüceltilmesi sizlerin gayretleriyle olacaktır. Üniversiteler sadece diploma alınan yerler değildir. Hayallerinizin peşinde olun. Okulunuzla, mesleğinizle ilgili büyük hayalleriniz olsun. Hayalleri olmayanlar büyük işler yapamazlar. Her şey bir hayalle başlar. Maddi imkânlar zamanla değişir ama bu sıralar, bu yıllar kendinizi manevi olarak yetiştirmenin, fikir dünyanızı zenginleştirmenin en güzel fırsatıdır. Unutmayın ki bütün bir ömür boyunca üniversitede aldığınız eğitim size rehber olacaktır. – Üniversite yıllarınızı ne kadar iyi değerlendirir, ne kadar çok okur ve sosyal faaliyetlerde bulunursanız, hayata o kadar iyi hazırlanmış olacaksınız. Eğitiminizin kıymetini bilin ve hakkını verin. Bunları bir nasihat olarak değil, sizden yaşça büyük bir ağabeyinizin hayat tecrübeleri olarak kabul edin. Hiç unutmayın ki siz dünyanın en büyük, en köklü medeniyetinin evlatlarısınız. Her şeyden önce ülkenizle gurur duyun. Biz ülke olarak tarih boyunca mazlum ve mağdur milletlere, insanlara sahip çıkmış bir tolumuz. Biz, tüm dost ve kardeş ülkeleri, sahip olduğumuz imkânları birlikte kullanma konusunda kendimizden ayrı görmüyoruz. Bizim mazlum ve mağdur toplumlara, coğrafyalara bakışımız, Batıdan ve diğer bazı güçlü ülkelerden çok farklı. Biz Afrika’ya, Orta Asya’ya, Orta Doğu’ya, Balkanlara baktığımızda sadece insan görüyoruz, kardeşlerimizi görüyoruz. Diğerleri ise bu coğrafyalarda sadece petrol görüyor, doğal gaz görüyor, maden görüyor, ürün satılacak pazar görüyor, siyasi denklemdeki yerini görüyor. İşte bu sebeple, ekonomide, siyasette, dış politikada ve elbette savunma sanayinde elde ettiğimiz her başarı, bizimle birlikte dost ve kardeş toplumları da sevindiriyor, ümitlendiriyor, cesaretlendiriyor. Sizler sadece bu ülke için değil, bu coğrafyaya hizmet etmek için de yetişiyorsunuz, bu da değerinizi ve sorumluluklarınızı daha da arttırıyor. Okumak, farkına varmak demektir. Hayatı okurken analitik düşünce süreciyle anlamlandırmalıyız. Ansiklopedilerde, kitaplarda, internette her yerde bilgi var. Önemli olan bilgiyi analitik düşünceyle olarak kullanabilmektir. Bir vizyonla, idealle hayata bakmak gerek. Ülkemiz, milletimiz gerçekten üstün özelliklere sahip. Kendi potansiyelinizin ve ülkemizin zenginliklerinin farkına varın. Ülkemizin potansiyelini görüp çalıştığınız alanda daha üretken olursunuz. Ne iş yaparsanız yapın, iyisini yapın” şeklinde konuştu.
Malatya Valisi Mustafa Toprak ise İnönü Üniversitesi’nin 2016-2017 Akademik Yılı Açılış Töreni’nin ülkeye, millete ve Malatya’ya hayırlı olması temennisinde bulundu.
Vali Toprak, dünyada ciddi bir rekabetin yaşandığını ifade ederek, “Küresel değişim ve dönüşümün yaşandığı bir dünyada ciddi bir rekabet yaşanıyor. Bilgi toplumu olma noktasında herkes bu rekabet içerisinde yer almaya çalışıyor. Bilgi toplumu olma noktasında ekonomide, sanayide, milli eğitimde, sağlıkta, tüm alanlarda bilgiyi üretme, bilgiyi kullanma, bilgiyi patente, markaya ve tescile giden yolda özellikle onun sonrasında üretime dönüştürerek, ülkemizi güçlü kılma adına önemli çalışmalar yapılıyor. Dünyadaki bu çalışmalar karşısında şüphesiz ki ülkemizin de önemli hedefleri var. Hem ekonomide hem hava ve uzay savunma sanayisinde hem tüm sektörlerde, ülke insanımızı müreffeh kılacak, refah içerisinde yaşatacak çalışmaları ve gücü bilgi toplumuyla birlikte vatandaşlarımıza sunmak gayretleri var. Bu anlamda, bu gayretlerin en önemli noktasının üniversitelerimiz, bilimin ve bilimsel çalışmaların ortaya çıkarıldığı, teknolojinin, araştırma ve geliştirmelerin yapıldığı, bunların üretime dönüştürüldüğü bir yapı ve merkezdir. İnönü Üniversitemizin de bu kutlu yolda önemli katkıları olduğun; Malatya’ya, ülkemize ve tüm dünya eksenine önemli bilimsel çalışmalar yaptığını da görüyoruz” dedi.
 
“ÜNİVERSİTEMİZ KENTE BÜYÜK DEĞER KATACAK”
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır da, İnönü Üniversitesi’nin şehrin gözbebeği olduğunu belirtti.
Çakır, İnönü Üniversitesi’nin şehre değer katmasıyla birlikte kentin yapılaşmasın da, imarında, sanayisinde rehberlik edeceğini kaydederek, “Yeni rektörümüz ve yeni kadroyu tebrik ediyorum. Ortaya koydukları yeni bakışla inşallah kentimize çok daha büyük değer katacaktır” dedi.
Eğitimin her şeyden önemli olduğuna dikkat çeken Çakır, “Eğitim kentimiz, ülkemiz için önemli. Dünyada eğitime büyük önem vermiş bütün toplulukların ilerlediğini görüyoruz. Yüzyıllar içerisinde dönüp bakıldığında her zaman başarılı olanlar, eğitimde ve sanatta ileriye gidenlerdir. Günümüzde de teknoloji o kadar ilerledi ki eğitimde yakalanan bu seviyeyle geçmişte sömürgeler, işgaller vardı, imparatorluklar ve onların etkileri vardı. Eğitim öyle bir noktaya geldi ki siz kendi sınırlarınızda kalarak, dünyanın birçok noktasına hükmedebilir hale geldiniz” ifadelerini kullandı.
 
“TÜRKİYE BÜYÜK VE GÜÇLÜ BİR ÜLKEDİR”
İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay ise “İki hafta önce tüm üniversitelerin akademik yıl açılış töreni Külliye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın huzurunda yapıldı. Bugün biz kendi üniversitemizin akademik yıl açılış törenini yapıyoruz” dedi.
Rektör Kızılay, 15 Temmuz’da hain bir darbe girişimi yaşandığını anımsatarak, “Hepinizin bildiği gibi ülkemiz 15 Temmuz günü hain bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kaldı. Bir grup hain; anayasal düzeni yıkmak, devletimizi ve milletimizi bölüp parçalamak, demokratik yollarla iktidara gelen hükümeti devirmek istedi. Halkın tercihi ile seçilen Cumhurbaşkanımızın hayatına kast eden bu vatan hainleri, Türkiye üzerine yüzyıllardır oyun oynayan ve ülkemize diz çöktürmek isteyen güçlerin taşeronluğunu yaptı. 246 şehit verdiğimiz ve iki binden fazla insanımızın yaralandığı bu kanlı darbe teşebbüsü, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, milletimizin birlik ve beraberlik içinde ortaya koyduğu irade ile önlenmiştir. Milletimizin 15 Temmuz’da ortaya koyduğu irade, dünya siyasi tarihinde eşi görülmemiş bir kahramanlık ve cesaret örneğidir. Bu sayede vatan haini bu darbeci güruhun terör eylemleri önlenmiştir. Ülkemiz üzerine oynanan oyun boşa çıkarılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu alçak ve hain darbe teşebbüsünden sonra ülkenin güvenliğine yönelen tehditlere karşı ülke içinde ve ülke sınırları dışında çok daha güçlü ve kararlı adımlar atarak gereken cevabı vermiştir ve vermeye devam etmektedir. 15 Temmuz aynı zamanda bütün dünyaya bu milletin sahip olduğu değerlerin ne kadar güçlü olduğunu, “Yenikapı ruhu” diye tanımlanan birlik ve beraberlik duygusunun ne kadar derin olduğunu göstermiştir. Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir. Avuçlarını ovuşturarak Türkiye’nin diz çökmesini bekleyen dış güçler ve onlara hizmet eden içerideki uzantıları Türkiye’nin gücünü bir kez daha iliklerine kadar hissetmişlerdir. Devletimiz, ülkemizi dört koldan ablukaya almak isteyen bu terör saldırılarına karşı koyarken demokratik hukuk devleti kuralları içerisinde, insan hak ve özgürlüklerini koruyarak mücadeleye devam etmektedir. Bu vesile ile bu darbe teşebbüsünü planlayanları, yapanları, destekleyenleri ve işbirlikçilerini tekrar lanetliyorum. Aziz şehitlerimize rahmet, ailelerine ve milletimize baş sağlığı diliyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyor, tedavisi devam edenlere şifa diliyorum. Üniversitemiz BESYO son sınıf öğrencisi Enes Gün de bu hain darbe teşebbüsünde gazi olmuştur. Cansiparane fedakârlığından dolayı Enes’e şükranlarımızı ifade ediyor, alnından öpüyorum. Enes’e bugün bir plaket vereceğiz. Bir kez daha vurgulamak isterim ki Türkiye büyük ve güçlü bir ülkedir. Ülkemizin gücünü sınamak isteyenler bugün olduğu gibi, yarın da hüsrana uğrayacaklardır” şeklinde konuştu.
 
“İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ GÜÇLÜ VE KADİM MEDENİYETİMİZE DEĞER KATMAYA DEVAM EDECEKTİR”
İnönü Üniversitesi’nin eğitim, bilim, sanat, kültür, sağlık ve sporda ülkeyi daha ileri düzeye ulaştırmak için çalıştığını kaydeden Kızılay, şunları söyledi: “İnönü Üniversitesi bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da ahlak, erdem ve insani değerler üzerine kurulu güçlü ve kadim medeniyetimize değer katmaya devam edecektir. Eğitim, bilim, sanat, kültür, sağlık ve sporda ülkemizi daha ileri düzeye ulaştırmak için çalışıyoruz. 40 yılı aşan bir geçmişi ile üniversitemiz; bugün 14 Fakülte, 1’i Devlet Konservatuvarı olmak üzere 4 Yüksekokul, 12 Meslek Yüksekokulu, 5 Enstitü, 1 Teknokent ve 23 Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne sahiptir. Üniversitemiz 7000 dekarlık Merkez Kampüsü ile birlikte 11 yerleşkede eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve uygulama faaliyetini sürdürmektedir. İnönü Üniversitesinin toplam çalışan sayısı 5608’dir. 1678’i akademik, 1867’si idari, 74’ü sözleşmeli, 69’u sürekli işçi, 28’i geçici işçi ve 1892 tanesi şirket personeli olarak çalışmaktadır. Üniversitemizde yaklaşık olarak 43500 öğrenci eğitim ve öğretim görmektedir. Öğrencilerimizin dağılımı ise şu şekildedir: 25978 lisans, 9757 ön lisans, 3715 yüksek lisans ve doktora ve 3122’si ise uzaktan eğitim öğrencisidir. Yabancı uyruklu öğrencilerimizin sayısı ise yaklaşık 1200’dür.”
 
Konuşmasında öğrenci ve akademisyenlere de seslenen Kızılay, “Sevgili öğrenciler, sizler bizim için çok önemlisiniz, geleceğimizin teminatısınız. Devletimiz sizler için büyük imkânlar sağlamaktadır. Sizlere yeterli imkân ve uygun ortam sağlandığında yüksek başarıya ulaşacağınıza yürekten inanıyorum. Üniversiteler öğrencilerin sadece temel ve meslek bilgileri edindikleri bir yer değil, aynı zamanda onların kendi kendine öğrenebilme, teknolojiyi kullanabilme, sosyalleşme ve grup içerisinde çalışma yapabilme, sorgulama ve eleştirel düşünme yeteneğini kazandıkları ve geliştirdikleri yerlerdir. Bizim görevimiz sizler için uygun koşulları sağlamaktır. Bu çerçevede eğitim-öğretim faaliyetleri yanında kültür, sanat ve spor aktivitelerine katılmanız çok önemlidir. Saygıdeğer Hocalarım, Ülkemizde her alanda değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Eğitim, araştırma ve topluma hizmet süreçlerini denge içerisinde yürütmek, her birinde düzeyimizi önceki yıldan ileriye taşımak zorundayız. Değişen dünyayı yakalayacak bir vizyonu öğrencilerimize kazandırmak hedefimizdir.
Üniversitemizin güçlü bir beşeri sermaye ve fiziki potansiyeli vardır. Fiziki altyapısını büyük ölçüde tamamlayan üniversitemiz, bundan sonra niteliğe odaklanacaktır. Bilimsel faaliyetler ve yayınlar daha fazla desteklenecektir. Öğretim üyelerinin ders yükününün azaltılması ve bilimsel çalışmalara daha fazla zaman ayırmaları sağlanacaktır. Disiplinler arası çalışmalar teşvik edilecektir. Sağlık ve temel bilimler alanlarında başarılı olduğumuz gibi, sosyal ve ekonomi içerikli çalışmalarda da başarılı olmak için gerekli destek sağlanacaktır. Akademik ve idari kadrolara yapılan atamalarda bilimsel nitelik, ehliyet ve liyakat esas alınacaktır. Yönetimde katılımcılık, şeffaflık ve ortak aklın harekete geçirilmesi önemlidir. Herkesin bilgi ve tecrübesinden yaralanmak temel anlayışımızdır. Bütün çalışanlarımızın işlerini daha iyi yapabilecekleri ortamlar hazırlanacaktır” ifadelerini kullandı.
 
“ÜNİVERSİTEMİZİ DÜNYANIN İLK 500 ÜNİVERSİTESİ ARASINA SOKMAK İSTİYORUZ”
Üniversitenin hedefleri hakkında da bilgiler veren Kızılay, şunları söyledi: “Hedefimiz Cumhuriyetimizin 100. yılında üniversitemizi Türkiye’nin ilk on, dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına sokmaktır. Sağlık alanında Üniversitemiz güçlü bir konumdadır. Turgut Özal Tıp Merkezi ve Karaciğer Nakli Enstitüsü şehrimizin göz bebeğidir. Karaciğer nakli konusunda dünya çapında eriştiğimiz düzeyi, kalp, akciğer ve hemen her alandaki nakillerde de gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Kısa süre içerisinde Onkoloji Hastanesini kurup faaliyete geçireceğiz. Sağlık alanında atacağımız yeni adımlarla üniversitemizin sahip olduğu marka değerini daha ileri bir düzeye taşıyacağız. Aynı gün içerisinde muayene, tetkik, ameliyat ve taburcu işlemlerinin yapıldığı Gün Hastanesini hayata geçirmek için çalışıyoruz. Sayın Bakanım, Onkoloji hastanesini güçlü desteğiniz sayesinde bu yıl programa alabildik. Mimari projesini yapıyoruz. 2017 başında temelini atacağız. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, size, hükümetimize, milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Size daha önce arz ettiğim üzere Hastanemizin çok büyük bir borç yükü mevcuttur. Ayrıca 100’den fazla hasta yatağımızı hemşire ve personel eksikliğimiz nedeniyle hizmete alamıyoruz. Hastanenin borcu ile idari ve akademik kadro tahsisi konusunda desteğinizi önemle istirham ediyoruz. Sayın Bakanım, Saygıdeğer Misafirler, Üniversitemizin Değerli Mensupları, Güç ve bilgi arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası düzeyde bilgi üretmek ve teknoloji geliştirmek öncelikli hedefimizdir. AR-GE çalışmalarına olan destekleri artıracağız. Yurt içi ve yurt dışında bilimsel faaliyetlere katılımı destekleyeceğiz. TEKNOKENT ve Teknoloji Transfer Ofisinin birer yıldız haline getirilmesi hedefimizdir. Bilimsel etkinliklerde kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliğine çok önem veriyoruz.
ERASMUS, FARABİ ve MEVLANA gibi öğrenci ve öğretim elemanı değişimi programlarından daha fazla kişinin yararlanması için çalışmalarımız sürmektedir. Üniversitemiz ile dünyadaki saygın üniversiteler arasında bilimsel ve kültürel işbirliği artırılacaktır. Bir dünya üniversitesi olmak ana hedefimizdir.
Üniversite-toplum ilişkileri her alanda güçlendirilecek, öğretim üyelerinin topluma katkıları artırılacaktır. Malatya ve çevresinin eğitim, sağlık, sanat, spor, tarih, kültür, tarım, sanayi ve hizmet sektöründeki potansiyelinin ortaya çıkarılması, geliştirilmesi ve değerlendirilmesine üniversitemiz öncülük edecektir. İnönü Üniversitesi olarak, şehrimizin kamu kurumları, meslek kuruluşlarımız ve sivil toplum örgütleri ile her alanda işbirliği ve koordinasyon içerisinde şehrimize ve ülkemize değer katma azmi ve çabası içinde olacağız. Güzel sanatların her alanına destek verilecektir. Topluma yönelik olarak kültürel ve sanatsal faaliyetler düzenlemeyi üniversitemizin sorumluluğu olarak görüyoruz. Bütün faaliyetlerimizde çevreye duyarlılık esastır. Çok güzel olan kampüsümüzü daha da geliştirmek için “Kampüs Master Planı” yapıyoruz. Hızla sonuçlandırılıp uygulamaya konulacaktır. Kampüsün görüntüsünü bozacak yapılaşmalardan kaçınılacaktır. Bölgemiz küresel güçler tarafından 100 yıl önce olduğu gibi, bugün yeniden şekillendiriliyor. Etrafı bir ateş çemberine dönüşen Türkiye bütün zorluklara rağmen siyasi istikrarını sürdürüyor, demokratik düzenini yaşatıyor ve dünyadaki ekonomik krizlere rağmen ekonomik büyümesini devam ettiriyor. Bunları başarmamızı sağlayan temeller ise sahip olduğumuz güçlü devlet geleneği, milli ve manevi değerlerimiz ve kadim medeniyetimizdir. İnönü Üniversitesi olarak yapacağımız çalışmalarla ülkemizin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmasına, birlik ve bütünlüğünün sağlanmasına, demokrasimizin derinleşmesine ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunmaya devam edeceğiz.”
Rektör Kızılay, konuşmasının ardından 15 Temmuz hain darbe girişiminde darbeci askerlerin silahından çıkan kurşunla yaralanan İnönü Üniversitesi BESYO son sınıf öğrencisi Enes Gün’e plaket takdim etti.
Açılış töreni, Prof. Dr. Enis Şahin ‘Misak- Milli’ konulu açılış dersi ile sona erdi.
 
 
HABER: FERDİ DURDU/YENİ MALATYA GAZETESİ- ER TV


ETİKETLER : inönü üniversitesi bakan tüfenkçi inönü akademik yılı açılış töreni
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer GÜNDEM haberleri

Yazarlar

Magazin

E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket
En Çok Hangi Tür TV Programı İzliyorsunuz?
Eğlence - Yarışma
Spor
Belgesel
Haber
Magazin
Dizi
Film
Müzik Programı
© Copyright 2016 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Haber
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
Erken Seçim
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş